İSTANBUL - “Kadın ve Yaşam Festivali”nde el emeklerini sergileyen kadınlar, farklılıklarıyla bir araya geldiklerini belirterek, “Kadınların her şeye gücü yetebilir, farklılıklarımızla biriz” diye belirtti.
İstanbul’un Sancaktepe Belediyesi tarafından 3 Haziran’da Kadın ve Yaşam Festivali başlatıldı. 6 Haziran’a kadar sürecek olan festivalde, kadınlar çini işlemeciliği, filografi, ahşap boyama, epoksi yapımı, resim, hat sanatı, kaligrafi sanatı, iğne oyası, takı tasarımı, çanta, örgü, bambu sepet örücülüğü, mefruşat ve giyim gibi birçok üretimi sergiliyor. Sergi salonuna girmeden önce dikkat çeken “Kırkyama” ise en çok ilgi gören eserlerden oldu. El emekleriyle festivalde yer alan kadınlar, mikrofonumuza konuştu.
Dikiş kursunda eğitim alan Sema Uran, belediyenin sağladığı kursların hem maddi hem manevi olarak kendilerine iyi geldiğini söyledi. Kurslardaki işleri kolektif şekilde yaptıklarını ifade eden Sema Uran, “Hem hobi olarak yapıyoruz hem katkı payı alıyoruz. Yaptığım işleri üretip satıyorum ve beğenilip takdir edildikçe de benim daha çok hoşuma gidiyor” dedi. “Kırkyama” sergisine ilişkin konuşan Semra Uran, “40 arkadaş, 40 yamayı bir araya getirerek, birleştirdik. Her bir kişiye bir yama aittir” diye belirtti.
‘FARKLILIKLARIMIZLA BİRİZ’
Çini kursuna giden Arife Çendik, “3 senedir çini kursuna gidiyorum. Fakat ürünlerimi eş, dostuma hediye ederek değerlendiriyordum. Bu tarz festivallerde kazanç sağlayabiliyorum” dedi. Kendisinin de “Kırkyama”ya bir parça eklediğini söyleyen Arife Çendik, “Burada bir el motifi var ve ortasında da bir dünya var. Bu dünyayı elinde tutan kadındır. Kadınlar olarak her şeye gücümüz yeterlidir. Yeter ki imkan verilsin. Şimdi burada bu parçaları yaparken beşiği sallayan el dünyayı yöneten eldir düsturuyla yola çıktık. Bir kadının elinde dünyayı motifleyerek, kadın dünyayı elinde taşıyabilir. Kadınların her şeye gücü yetebilir ve biz farklılıklarımızla biriz” ifadelerini kullandı.
Kadınların eve kapatılarak, ilerlemelerinin engellendiğini söyleyen Ayten Çelenli, festival tarzı özgün etkinliklerin kendilerini keşfetme, geliştirme, sosyalleşme ve cesaretlenmeleri konusunda önemli olduğunu vurguladı. Ayten Çelenli, “Kurslarda her memleketten arkadaşla tanışıyoruz. Birbirimizi geliştirmemiz ve kültürlerimizi yaymamız konusunda destek oluyoruz. Bu terapi gibi geliyor. Bunları da değerlendirip maddi açıdan kendimize, ailemize destek sağlayabilirsek bizi daha da mutlu eder. Özellikle kırkyamayı ortaya çıkarmamız birlik ve beraberliğimizin ve ne kadar güzel anlaştığımızın bir göstergesidir. Her arkadaşımızın bir emeği var” diye belirtti.
‘RENKLERİMİZLE ZENGİNLİK OLUŞTURDUK’
Festivale katılan Gülşen Şentürk, emeklerini kazanca çevirebilmeleri için biraz daha desteğe ihtiyaçları olduklarını söyledi. “Kurslarda farklı kültürler, farklı bakış açıları, farklı yöreler, farklı bölgelerden gelen insanlarla beraber kocaman bir zenginlik oluşturuyoruz” diyen Huriye Şencan, üretimlerin günlük ruh halleri, hayatları, Kürdistan ve Türkiye’nin her bölgesinden farklı hikayelerden oluştuğunu söyledi. Huriye Şencan, şöyle devam etti: “Kadınız, güçlüyüz. Bu renklerden her birine işleyebiliriz. Her biriyle yüreklere, kalplere dokunabiliriz. Her şeyiyle kendimizi ifade edebiliriz. Her bir yaması bir kadını, bir anneyi, bir evladı, bir komşuyu, bir kardeşi temsil eder. Dünyanın Türkiye'nin öbür ucundan gelmiş ama bir kursta, sosyal bir çevrede bu rengi yakalayabilmişiz.”